Londra’da ilginç sergi: Çamur, ter ve çürüme podyuma girdi
Milliyet gazetesi müellifi Çağdaş Ertuna, “Modanın ‘kirli’ yüzü” başlıklı köşe yazısında, ziyaret ettiği, Londra’daki Barbican Arka Gallery’de düzenlenen “Dirty Looks: Desire and Decay in Fashion” standını kaleme aldı.
Sergide, modanın “pırıl pırıl vitrin” algısının ötesinde çamur, ter, yıpranma ve çürüme üzere olgularla kurduğu münasebet anlatılıyor. Standın, hoşluk ve kusursuzluk fikrine karşı “kir”i estetik ve düşünsel bir araç olarak ele aldığı vurgulanıyor.
HUSSEIN CHALAYAN DETAYI
Ertuna’nın aktardığına nazaran standın çıkış noktalarından biri, dizayncı Hussein Chalayan’ın 1993’te Central Saint Martins’te hazırladığı “The Tangent Flows” projesi. Chalayan’ın kumaşları toprağa gömüp aylar sonra çıkararak “zamanın ve tabiatın dizayna müdahalesini” görünür kıldığı bu yaklaşım, stantta “modanın arkeolojisi” fikrinin temel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Antropolog Mary Douglas’ın “kir”i “yanlış yerde duran madde” olarak tanımlayan yaklaşımı, stantta kirliliğin “kendisi”nden çok bağlamının tartışıldığını gösteriyor. Bu eksende Vivienne Westwood ve Malcolm McLaren’ın “Nostalgia of Mud” koleksiyonu da tüketim kültürüne karşı bir estetik itiraz olarak yorumlanıyor.
Ertuna, alt galerilerde “kir”in daha somutlaştığını; kimi işlerde mikroorganizmalarla çürütülen kumaşlar, kimi işlerde ise insan teri üzere bedensel izlerin dizaynın kesimi haline geldiğini aktarıyor. Bu yaklaşımın, modayı süslemekten çok “ifşa eden” bir alana taşıdığı yorumu yapılıyor.

KATE MOSS’TAN KRALİÇE ELIZABETH’E
Yazıda ayrıyeten Alexander McQueen, Miguel Adrover ve Issey Miyake üzere isimlerin işlerinin, “kir” estetiğinin sırf görsel bir tercih değil; birebir vakitte politik/etik bir duruşa ve moda sanayisinin çok üretim–atık problemlerine karşı bir tartışmaya işaret ettiği belirtiliyor. Stant rehberinde de modanın çevresel tesirlerine dikkat çekilerek “kirli bakış”ın bölümle yüzleşme daveti olduğu vurgulanıyor.
Serginin finalinde Kate Moss’un çamurlu şenlik çizmeleri ile Kraliçe II. Elizabeth’in yağmur çizmelerinin yan yana kurgulanmasıyla “toprakla temas”ın sınıfları aşan ortak bir dilek olduğu fikri öne çıkarılıyor.





