Katır sırtında Talabani’yle röportaja… 4 Türk gazeteci İran istihbaratının elinde… Şii Kürt General Hacı Bektaş’ı duyunca ne yaptı…
Yıl 1978…
4 gazeteci yola düşer. Niyazi Dalyancı, Bedri Kayabal, Ekrem Sunar ve Bob Mayer
Kandil Dağı’nda Kürdistan Yurtseverler Birliği Genel Sekreteri Avukat Celal Talabani ile röportaj için kuvvetli seyahat başlar…
Ekip Türk Haberler Ajansı (THA) ismine çalışıyordu. Ajans, 1970’li yıllarda basın dalında çok aktifti.
Sahibi orta uzunluklu, tıknaz ve kel bir adamdı. İsmi ise Kadri Kayabal idi.
Fransa’da öğrenciyken İstanbul’da THA İç Haberler Editörü hemşehrim ve dostum Gazeteci-Yazar Hulusi Turgut’u ziyaret ettim.
Şiddetli bir gribe yakalanan Hulusi Turgut ağabeyim ayaküstü beni THA işvereni Kayabal ile tanıştırmıştı.
Kasım 1978’de Niyazi Dalyancı, Bedri Kayabal, THA Diyarbakır Ofis Şefi Ekrem Sunar ile ses operatörü Bob Mayer Yüksekova-Sero güzergahını takip ederek Rızaiye’ye (Urumiye) ulaştılar.
Amaçları Celal Talabani ile röportaj yapmaktı.
Rızaiye’den (Urumiye) ayrılan 4 kişilik THA grubu yorucu ve maceralı bir seyahatten sonra İran-Irak hududunda Kandil Dağı’nın eteğinde bulunan Celal Talabani’nin çadır karargahına ulaşırlar ve röportajı yaparlar. THA takımı kar ve tipiye tutulurlar. Mecburen katır sırtında seyahat etmek mecburiyetinde kalırlar.
1978 yılında Celal Talabani Şah rejimi tarafından sevilmemekte ve Talabani Orta Doğu dansözü olarak tanım edilmektedir.
Şah 1975 yılında Irak’tan sürgün edilen Molla Mustafa Barzani ve peşmergelerini Tahran yakınlarındaki Kerej’e yerleştirmişti.
SAVAK’a yakalanan 4 kişilik THA takımı gazeteciler Serdeşt, Piranşehir güzergahından Rızaiye’ye getirilirler.
Rızaiye Mahkemesi Serdeşt’te işlenen suça bakma yetkimiz yok diye belgeyi ve gazeteci sanıkları mevcutlu olarak tekrar Serdeşt’e sevk eder.
Serdeşt Hakimi 4 gazeteciyi özgür bırakır ve “İran’ı gördüğünüz üzere yazın” diye nasihatta da bulunmayı ihmal etmez.
Serdeşt Rızaiye (Urumiye) Başkonsolosluğunun vazife alanında olan bir kent.
4 THA mensubu gazetecinin özgür bırakılabilmesi için beraberinde Rızaiye (Urumiye) Başkonsolosluğumuzun Sekreteri İran asıllı Behruz Azin olduğu halde en az 6 kere Rızaiye’deki Şii Kürt General’den yardım talep ettim.
Benim Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi’nden olduğumu öğrenen SAVAK Sorumlusu Şii Kürt General çok sevindi.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin torunuyla tanıştığıma çok şad oldum diye espri dahi yaptı.
Benim Rızaiye’ye yeni atanmış bir diplomat ve özel konukları olduğumu dikkate alarak 4 gazetecinin özgür bırakılabilmesi için elinden gelen tüm uğraşı gösterdiğini içtenlikle söyledi.
Bedri Kayabal hariç başka 3 gazeteci Sero-Esendere üzerinden Türkiye’ye döndüler.
Bedri Kayabal’ı bir gece Başkonsolosluğumuzda konuk ettik.
Akşam yemeğinden sonra bir müddet Bedri Kayabal ile sohbet ettik ve seyahat maceralarını dinledik.
Gaz yağlı soba ile ısınan Başkonsolosluk Rezidansının salonunda farklı ayrı büyük koltuklarda süper bir uyku çektik.
(Başkonsolosluk ofisi ve rezidansında kalorifer sistemi olmadığından daha sıcak olduğu için Rezidansın salonunda yatmak mecburiyetinde kaldık.)
Siyasi literatürde Orta Doğu dansözü diye alay edilen Celal Talabani, Saddam Hüseyin’in devrilmesi sonucu Irak Süreksiz Hükümet Konseyi’ne seçilmiş ve 2004-2014 ortası 10 yıl boyunca da Irak Cumhurbaşkanlığı misyonunu sürdürmüştür.
THA’na mensup 4 gazetecinin özgür bırakılabilmesi için gece-gündüz resmi ve insani vazifemi tam manasıyla yaptığımı düşünüyorum.
THA’nın Başkonsolosluğumuza ve Dışişleri Bakanlığımıza bir TEŞEKKÜR iletisi dahi göndermemesini yadırgadığımı üzülerek belirtmek istiyorum.
Vahit Özdemir
(E) Diplomat





